CTA

Kurumsal akademiler, çalışanların bilgi ve becerilerini geliştiren geleneksel eğitim birimleri olmanın ötesinde; kurumun stratejik öncelikleri, yetkinlik ihtiyaçları ve dönüşüm hedefleriyle doğrudan ilişkili öğrenme ekosistemleri olarak yeniden tanımlanmaktadır.

Bu dönüşümde öğrenme mühendisliği, kurumsal öğrenme faaliyetlerinin daha sistematik, kanıta dayalı ve ölçülebilir biçimde tasarlanmasını sağlayan bütüncül bir yaklaşım sunar. Öğrenme bilimleri, veri analitiği, eğitim teknolojileri ve insan merkezli tasarım ilkelerini bir araya getiren bu yaklaşım; eğitim programlarının yalnızca sunulmasına değil, öğrenmenin hangi koşullarda gerçekleştiğinin, davranışa nasıl dönüştüğünün ve iş sonuçlarına ne ölçüde katkı sağladığının incelenmesine odaklanır.

Öğrenme mühendisliği yaklaşımını benimseyen bir kurumsal akademi:

  • öğrenme ihtiyaçlarını kurumun stratejik hedefleriyle ilişkilendirir,
  • hedeflenen yetkinlikleri açık ve ölçülebilir biçimde tanımlar,
  • çalışanların farklı ihtiyaçlarına uygun öğrenme yolları geliştirir,
  • teknoloji ve veriyi öğrenme deneyimini desteklemek amacıyla kullanır,
  • öğrenme çıktıları ile performans ve iş sonuçları arasındaki ilişkiyi izler,
  • geri bildirim ve değerlendirme sonuçlarına dayalı sürekli iyileştirme mekanizmaları kurar.

Bu bakış açısıyla kurumsal akademi, eğitim faaliyetlerini yöneten bir birim olmaktan çıkarak kurumun öğrenme kapasitesini geliştiren, yetenek ekosistemini güçlendiren ve organizasyonel dönüşümü destekleyen stratejik bir yapıya dönüşür.

kurumsal akademi

 

Prof. Dr. Kürşat Çağıltay - TED Üniversitesi Eğitim Fakültesi Dekanı
IEEE Türkiye Profesyonel Gelişim ve Eğitim Koordinatörü
Arzu Hancı Karademirci - SEM Eğitim ve Gelişim Merkezi Müdürü

Bu içerik, "Kurumsal Eğitimde Dönüşüm: Öğrenme Mühendisliği" başlıklı makaleden alınmıştır. Makalenin tamamına buradan ulaşabilirsiniz.

İş Çıktıları, Kanıt ve Hesap Verebilirlik
Küresel ölçekte bakıldığında, kurumsal öğrenme ve gelişim artık bir destek faaliyeti değil, stratejik bir yatırım alanıdır. 
Josh Bersin (2024), küresel kurumsal eğitim sektörünün 340 milyar doların üzerinde bir büyüklüğe ulaştığını ve şirketlerin çalışan başına yıllık ortalama 1.500 dolar yatırım yaptığını ortaya koyuyor. Benzer biçimde, The Business Research Company (2025), küresel kurumsal eğitim pazarının 2025’te ise 417,43 milyar dolar büyüklüğe ulaşmasının beklendiğini raporluyor. Bu tablo bize şunu açıkça gösteriyor: kurumlar öğrenmeye her zamankinden daha fazla yatırım yapıyor. Ancak, yatırımın ölçeği büyüdükçe, artık yalnızca ne kadar eğitim verildiği değil, bu eğitimlerin hangi problemi çözdüğü, nasıl bir etki yarattığı ve bu etkinin nasıl kanıtlandığı soruları da kaçınılmaz hale geliyor. Başka bir deyişle, kurumsal eğitimde mesele artık “daha fazla yapmak” değil; ne yaptığını bilerek, kanıta dayalı ve sistematik biçimde tasarlamak. Kırılma noktası, eğitim faaliyetlerinin performans, davranış ve iş çıktılarıyla kurduğu bağın ne kadar net olduğu. İşte bu noktada öğrenme mühendisliği, artan yatırımları anlamlı sonuçlara dönüştürmeyi hedefleyen bütüncül bir yaklaşım olarak öne çıkıyor. Bu yaklaşımı doğru okuyabilmek için, öğrenme mühendisliğini geçici bir moda kavram olarak değil; sınırları, iddiaları ve sorumluluk alanları net ve güncel bir disiplin olarak tanımak, ele almak gerekiyor.”

Kurumsal Eğitim Neden Öğrenme Mühendisliğine Dönüşmek Zorunda?Araştırmalar, birçok kurumda öğrenme ve yetkinlik geliştirme programlarının iş sonuçlarıyla sistematik biçimde ilişkilendirilmediğini ve bu nedenle davranış değişimi ile performans etkisinin sınırlı kaldığını göstermektedir. Örneğin, McKinsey & Company tarafından yayımlanan analizler, kuruluşların önemli bir bölümünün eğitim yatırımlarının iş performansına katkısını düzenli ve ölçülebilir göstergelerle takip edemediğini; bu durumun öğrenme programlarının sürdürülebilir etki yaratmasını zorlaştırdığını ortaya koymaktadır (McKinsey & Company, 2015; 2018). Benzer biçimde Boston Consulting Group’un insan yönetimi üzerine analizleri, organizasyonların yetenek yönetimi stratejilerini iş sonuçlarına bağlamak için daha sistematik ölçüm, geribildirim ve sürekli iyileştirme mekanizmalarına ihtiyaç duyduğunu göstermektedir (Boston Consulting Group, 2021). Bu bağlamda temel sorun, kurumların “eğitimin yapıp yapmadığı” değil; bireylerin ve kurumların nasıl öğrendiği, bu öğrenmenin hangi koşullarda oluştuğu ve öğrenmenin farklı bağlamlarda doğru karar verme becerisine dönüşüp dönüşmediğidir. Geleneksel L&D modelleri çoğunlukla içerik üretimi, program yaygınlığı ve katılım metriklerine odaklanırken; öğrenme mühendisliği, öğrenmeyi kanıta dayalı olarak tasarlanan, test edilen ve sürekli iyileştirilen bir sistem olarak ele alır (Goodell, 2022). Bu sistem yaklaşımı, bireysel öğrenme deneyimlerini organizasyonel kapasite inşasıyla doğrudan ilişkilendirir. Bu nedenle öğrenme mühendisliği, kurumsal eğitim için bir “ilerleme seçeneği” değil; artan yatırım baskısı, ölçülebilir etki beklentisi ve organizasyonel öğrenme ihtiyacının doğal sonucu olarak ortaya çıkan bir dönüşüm yönüdür (Bersin, 2024). Kurumlar açısından soru artık “öğrenme mühendisliğine geçmeli miyiz?” değil; “hangi hızda, nasıl ve hangi olgunlukla geçeceğiz?” sorusudur.

 


 

öğrenme mühendisliği

Öğrenme mühendisliği yalnızca tek tek derslerin veya öğrenme deneyimlerinin tasarlanmasıyla sınırlı değildir. Bu yaklaşım; kurumların programlarını, teknoloji altyapılarını, veri sistemlerini, yetkinlik modellerini ve profesyonel gelişim faaliyetlerini ortak bir öğrenme ekosistemi içerisinde yapılandırmalarına da katkı sağlar.

U.S. Air Education and Training Command tarafından geliştirilen Enterprise Learning Engineering Center of Excellence modeli, öğrenme mühendisliğinin kurumsal ölçekte nasıl yapılandırılabileceğine ilişkin güncel bir örnek sunmaktadır. Merkezin faaliyet alanları arasında öğrenme teknolojilerinin test edilmesi, disiplinler arası eğitim modellerinin geliştirilmesi, öğretici gelişiminin desteklenmesi, öğrenme verilerinin yönetilmesi, yetkinlik temelli yapıların oluşturulması ve akademi–sektör iş birliklerinin güçlendirilmesi yer almaktadır.

Bu örnek, öğrenme mühendisliğinin kurumsal misyon, organizasyonel kapasite ve sürdürülebilir gelişimle nasıl bütünleştirilebileceğini göstermektedir.

 

Öğrenme mühendisliğinin kurumsal eğitim süreçlerine uygulanması, yalnızca yeni eğitim içerikleri geliştirmekten ibaret değildir. Süreç; kurumun ihtiyaçlarının, hedeflenen yetkinliklerin, mevcut öğrenme teknolojilerinin, kaynakların ve performans beklentilerinin birlikte değerlendirilmesini gerektirir.

Association for Talent Development tarafından yayımlanan içerikte öğrenme mühendisliğinin kurumsal ve kamusal eğitim bağlamlarında uygulanmasına yönelik altı aşamalı bir çerçeve sunulmaktadır:

  • yetkinlik ihtiyaçlarının belirlenmesi,
  • yetkinlik modellerinin oluşturulması,
  • mevcut teknoloji ve kaynakların incelenmesi,
  • öğrenme çerçevesinin tasarlanması,
  • uygulama önerilerinin geliştirilmesi,
  • değerlendirme ve kişiselleştirme.

Bu çerçeve, kurumsal akademilerin öğrenme faaliyetlerini organizasyonel hedeflerle ilişkilendirmesine ve daha sistematik, öğrenen merkezli ve ölçülebilir öğrenme sistemleri oluşturmasına katkı sağlamaktadır.

Learning Engineering: What Is It and How Can the Government Benefit?

Öğrenme mühendisliğinin güncel uygulamalarında insan merkezli tasarım, disiplinler arası iş birliği, yetkinlik temelli öğrenme ve kanıta dayalı karar verme öne çıkmaktadır. Bu yaklaşım, öğrenme faaliyetlerini yalnızca içerik sunumu veya katılım oranları üzerinden değil; öğrenmenin davranışa, performansa ve kurumsal kapasiteye nasıl dönüştüğü üzerinden değerlendirmektedir.

U.S. Air Education and Training Command tarafından yayımlanan “Learning Engineering in Focus Today” başlıklı içerik, öğrenme ortamlarının sistem yaklaşımıyla ele alınmasını ve teknoloji, veri, insan performansı ile farklı uzmanlık alanlarının ortak öğrenme hedefleri doğrultusunda bütünleştirilmesini konu edinmektedir.

Learning Engineering in Focus Today

podcast

Öğrenme mühendisliğinin operasyonel ve kurumsal ortamlarda nasıl uygulanabileceğini ele alan panelde; insan merkezli tasarım ile kurumsal hedefler arasındaki ilişki, yetkinlik temelli öğrenme, kanıta dayalı karar verme ve disiplinler arası iş birliği tartışılmaktadır.

Farklı kamu kurumları ve hizmet alanlarından uzmanların katkı sunduğu oturum, öğrenme mühendisliğinin büyük ve karmaşık organizasyonlarda nasıl bir dönüşüm çerçevesi olarak kullanılabileceğine ilişkin örnekler sunmaktadır.

Implementing Learning Engineering in Military Environments: An Operational & Tactical Perspective